Bilgiler
  • Ateroskleroz
  • Kalp Krizi (Miyokart Enfarktüsü)
  • Kalp Yetmezliği
  • Kalp Kapak Hastalıkları
  • Atrial Fibrilasyon
  • İnme (Felç)
  • YüksekTansiyon (Hipertansiyon)
  • Ritim Bozukluğu (Aritmi)
  • Diyet ve Spor
Tetkikler / İşlemler
  • Elektrofizyolojik Çalışma ve Radyofrekans Dalga Ablasyon İşlemi
  • Koroner Balon - Stent İşlemi
  • Koroner BT Anjiyografi
  • Kalıcı Kalp Pili
  • Elektrokardiyografi (EKG)
  • Eforlu EKG
  • Ekokardiyografi
  • Miyokart Perfüzyon Sintigrafisi
  • Holter
  • Ambulatuar Kan Basıncı Cihazı
  • Tilt Masası Testi


Atrial Fibrilasyon

 

Atrial fibrilasyon, en sık gözlenen ritim bozuklarından biridir. Özellikle ileri yaşlarda sık görülür. Kalbin kulakçıklarında çok hızlı ve düzensiz elektriksel aktivasyon vardır. Aktivite o kadar hızlıdır ki (400-600 atım/dak), kulakçıklar kasılamaz. O aktivitenin bir kısımı kalbin kanı pompalamakla görevi olan karıncıklara tamamen düzensiz bir şekilde iletilmektedir. Sonuçta “düzensiz düzensizlikte” bir kalp ritmi oluşmaktadır. Karıncıkların kanla dolması etkin olamamaktadır. Dolayısıyla, kan organlara etkin bir şekilde pompalanamamaktadır. Bunun neticesinde hastalarda yorgunluk, nefes darlığı ve göğüs ağrısı gibi belirtiler olabilmektedir. Kalp atımı uzun süre yüksek kaldığında kalp kası zamanla zayıflar ve kalp yetmezliği meydana gelir.

 

Atrial fibrilasyonun en korkulan yanı ise inmeye neden olabilmesidir. Kulakçıklar kasılmadıkları için kanın akışkanlığı bozulur. Bu da kulakçıklarda pıhtı oluşmasına neden olur. Pıhtı kan dolaşımına karıştığında ise emboli adını alır ve içinde ilerlediği atardamarı tıkamak suretiyle bu atardamarın beslediği organının hasar görmesine neden olur. Bu organ beyin ise, buna inme (felç) denir.


Atrial fibrilasyonun değişik nedenleri mevcuttur. En önemli nedenler arasında yüksek tansiyon (hipertansiyon), koroner arter hastalığı ve kalp kapak hastalıkları sayılabilir. Bunun yanı sıra akciğer hastalıkları ve tiroid bezi hastalıkları gibi kalp dışı nedenler de atrial fibrilasyona neden olabilir. Nadir de olsa hiçbir neden olmayabilir de (idiopatik).


Atrial fibrilasyon tanısı EKG ile konur. Tedavisinde ilaçla ve elektrik şokuyla (kardiyoversiyon) normal kalp ritmi sağlanması yoluna gidilebilir. Ya da sadece kalp hızının azaltılması yoluna gidilebilir. Birinci seçenek genelde kısa süreli atrial fibrilasyonda, daha evvel hiç kardiyoversiyon denenmemişlerde ve/veya kalp şekli fazla bozulmamışlarda tercih edilir. İkincisi ise daha uzun süreli atrial fibrilasyonlarda ve/veya kalp şekli çok fazla bozulmuşlarda tercih edilir. İlaç tedavisi başarılı olamamışsa o zaman uygun hastalarda radyofrekans dalga ile ablasyon (dağlama) tekniğinden faydalanılır. Kalp hızı bir türlü düşmüyorsa, kulakçık ve karıncıklar arası elektriksel iletiyi sağlayan oluşum (AV nodu) dağlanır ve kalıcı kalp pili takılır. Kalp pili daha sonra istenilen kalp atım hızına programlanır. Bir diğer teknik ise atrial fibrilasyonu başlatan anormal elektriksel aktivitenin hapsedilmesi prensibine dayanır. Bu yöntem genelde ileri boyutta yapısal kalp hastalığı olmayanlarda tercih edilir. Sol kulakçığa akciğerden temiz kanı getiren akciğer toplardamarlarında (pulmoner venler) atrial fibrilasyonu tetikleyen anormal elektriksel aktivitenin olduğu saptanmıştır. Özel bir sistem sayesinde bilgisayarla sanal kalp yapısı 3 boyutlu olarak oluşturulmakta ve pulmoner venlerle sol kulakçık arasındaki devamlılık çizilen hatlarla kesintiye uğratılmakta, dolayısıyla hapsolan elektriksel aktivite daha ileriye gidip atrial fibrilasyona neden olamamakta. Tüm bu tedavilere genelde bir kan cıvıtıcı olan coumadin eşlik eder. Coumadin vitamin K’yı bağlayarak bazı pıhtılaşma proteinlerinin etkinliğini azaltmak suretiyle etki eder.

 

   

Anasayfa | Hakkımda | Bilgiler I Akademik Çalışmalar | Faydalı Linkler | İletişim

© 2009 Her Hakkı Saklıdır.

Tasarim:Mag-net & Programlama:Magnet Web